Yazmak
Yazmak bir garip birşey. Mutsuz olmadan olmuyor. Yani en azından benim için öyle. Ne zaman içim sıkılsa, ne zaman birşeye sinirlensem yazasım geliyor. Sanki içimdeki durumu tam olarak anlatabilirsem uçup gidecekmiş gibi sıkıntım. Ancak her zaman böyle mutlu bitmiyor hikaye. İçimdekileri gerçekten anlatamazsam gerçekten eskisinden daha kötü hissediyorum kendimi. Ta ki bir şekilde bir yere yazıncaya kadar içimdeki laneti. Kimsenin okumayacağını bile bile yazdığım yazılar bile rahatlatıyor bazen beni. Belki de bir çeşit kendimle yüzleşme. Ama ben hiç öyle hissetmiyorum. “Yeşil Yol”da gördüğü kötülükleri kusan zenci bi abi vardı bilmem hatırlarmısınız, işte benim küçük yeşil yaratıklarım harflerim. Ancak onları kusunca rahatlıyorum. Ve eğer bir gün benim kustuğum yeşil yaratıklar okuyanların yaratıkları haline gelip onları huzursuz ederse işte o gün ben gerçekten güzel yazdığıma inanacağım.