İnsan Devrilir mi?
Okulumu sevdiğimi söylemiştim daha önce. Ve hayatımda ilk kez severek ödev yaptığımı da söylememe gerek yok herhalde. E severek yazdığım yazıları da güzel buluyorum. Güzel bulduğum yazılarımı da bu bloga koymak istiyorum. O yüzden okul için yazdığım yazılardan beğendiklerimi buraya koyacağım arada sırada. Mesela Türkçe dersinde verilen başlıklardan biri olan devrim hakkında yazdığım zımbırtıyı koydum. Buyursunlar…
İnsan Devrilir mi?
Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Genel Sözlüğünün çevrimiçi versiyonunda “devrim” kelimesi şu şekilde ifade edilmiş: “ Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik.”. Yani son derece genel bir sözcük devrim öyleyse neden bizim “büyük” paşalarımız devrim kelimesini çok gördüler bu halka? Kökü “devirmek” den geldiği için mi? Bir şeylerin devrilmesi mi korkutmuştu “bizim çocukları”. İsmi Devrim olan çocukların adını İnkılap olarak değiştirecek kadar mı korkutucuydu hızlı, köklü ve nitelikli bir değişim? Bir dönem Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve ordusunun başında bulunan insanları korkutan ve bu korku dolu paşaların darbesiyle bir halkın kabusu olan kelimeyi anlatmaya çalışacağım sizlere.
Devrim kelimesiyle ilgili olarak yüzlerce kitap yazılmış ve binlerce söz söylenmiştir bugüne kadar. Hatta onlarca yolundan bahsedilir devrimin. Kimisi silahsız, sadece fikirlerle ve halkın desteğini alarak yapılabileceğini söyler. Kimisi ise ancak ve ancak savaşla gerçekleşebileceğini, hiçbir halkın gerçek bir devrime hazır olmadığını olamayacağını çünkü halkın var olan düzen tarafından beyninin yıkandığını iddia eder.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi ilginç bir paranoya sonucu devrim kelimesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin rejim ihraç savaşında arada kalan Türk gençliğinin yine Amerika Birleşik Devletleri güdümlü paşalar tarafından katledilmesinin hemen ardından Amerika’nın sosyalizmden soğutma politikalarının bir parçası olarak ülkemizde yasaklanmış. Tam olarak bu sebeplerden dolayı olmasa da bende her zaman garip bir hüzne sebep olmuştur bu kelime. Kanımca dünyanın en son kurtuluş treni olan 68 kuşağını ve trene binmek yerine treni patlatan insanlığı hatırlatıyor “devrim” kelimesi bana.
Peki “devrim” diye bir şey var mıdır hakikaten? Yani bir şeyler aniden ve köklü bir biçimde değişebilir mi? Hele bu şeyler insan topluluklarının yaşayış biçimlerini çok yakından ilgilendiriyorsa… İnsan bir anda değişebilir mi? Hem de kökten…
Devrim denilen olgunun genel amacı iyi insanı ve mükemmel toplumu yaratmaktır. Ancak bence bu tamamen imkansız. İnsan kötü bir varlık. Çevresindeki her şeye hatta kendine sürekli zarar veren bir canlı… Genel olarak insanın doğru bir eğitimle barışçıl ve zararsız bir canlı haline getirilebileceği görüşü yerleşmiş olsa da bence bu görüş yanlış. Yani insanlık tarihini bir düşünün en barışçıl dönemince bile insanlığın ne derece zararlı olduğunu düşünün. Bırakın mükemmel bir toplum yaratmayı dünya üzerinde tahmini olarak 1.5 milyon yıldır insan denilen canlı var ve biz hala “iyi insan” kimdir sorusunun cevabını bulabilmiş değiliz oysa kötülük gün gibi ortada. Kısaca iyilik aranandır kötülük ise var olan. Ve var olan bir durumu bilmediğiniz bir olguya kökten ve hızlı bir biçimde devşirmek pek de mümkün görünmüyor bana.
Bir de en “doğru” ve “başarılı” bildiğimiz devrimler serisini inceleyelim. Atatürk devrimleri (paşalarımız “Atatürk inkılapları” demeyi daha uygun buluyor) gerçekten mükemmel ve başarılımıdır? Yani 600 yıllık alışkanlıklar 5-10 yılda değişir mi? Geçtim 5-10 yılı sizce 85 yılda ne kadar değişti? 1933 den beri ilkokula giden her çocuk yıllarca her sabah Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığına dair yemin ediyor ve bu devrim hala tam anlamıyla oturmuş değil. Sizce ne derece hızlı ve köklüdür Atatürk devrimleri?
Ya da tarihi değiştiren Fransız Devrimi… Ne derece yıkabilmiştir efendi-köle düzenini? Sıfatlar değişince düzen de değişmiş olur mu? Efendi yerine patron, köle yerine işçi kelimelerini kullanmak köklü bir değişim midir?
Devrim yoktur. Hacıyatmaz gibi bir o yana bir bu yana kıvırarak kötülüğünden kaçmaya çalışan insanoğlu vardır.