Türk halkı,polisi,mafyası İle Sıradan Bir Akşam
Mekan: Etilerin tam ortası madonun önü (istanbulda avrupa yakasının en elit (!!!!) ve pahalı sosyalleşme ortamlarından biri…
Tarih: 8 eylül 2008 çarşamba
Saat: 22 civarı
Kişiler: Bir deynekçi, mafya babası kılıklı şişman bir barzo, ve beline silah göğsüne rozet takınca adam olunmadığına örnek teşkili açısından bir adet polis kılıklı yavşak.
Mafya babası kılıklı şişman barzo bilemediğimiz bir sebepten dolayı değnekçiyi dövmektedir (ciddi ciddi) değnekçi bu duruma tepkisiz bir şekilde dayağa katlanmaktadır ki bu bize mafya babası kılıklı şişman barzonun bölgede nüfuza sahip bir dallama olduğunu göstermektedir (çok daha ağır küfürlerim var ancak ösym için kullandıklarım annem ve bir kaç okuyucudan tepki görünce pısıp içimde saklanmaya karar verdiler). Değnekçimiz ağır bir şekilde dayak yerken ve bütün etiler ahalisi durumu cık cık layarak izlerken bilin bakalım beline silah göğsüne rozet takınca adam olunmadığına örnek teşkili açısından mekanda bulunan bir adet polis kılıklı yavşağın dayak mahalline uzaklığı nedir?? Evet tam üç. adım (en ufak bir abartı yok). Peki bu mavili arkadaş olayın üç adım ötesinde ne yapıyor?? Evet yine doğru cevap o yüzünden daha faydalı götünü olaya dönmüş arabalara ceza yazıyor. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz o yüzden kimse çıkıp benden polisin beni koruduğunu düşünmemi beklemesin. Ve yazıyı theodore john kaczynski (unabomber) den bir alıntıyla bitirmek istiyorum “şiddetsizlik sadece sizi koruyan polis olduğunda işe yarar. polis korumasının yokluğunda, şiddetsizlik intihara çok yakındır.”
Bizi deniyorlar…

Onların gözünde birer denekten farkımız yok. Hızlı trenleri için bizi deniyorlar, abuk sabuk yasa teklifleri için, akıllara ziyan sistemleri için hep bizi deniyorlar.
Çocuklarımız üzerinde sistem üzerine sistem deniyorlar. Üniversiteye girmenin yolu her kuşakta değişiyor, yetmiyor, bir kuşakta iki kere değişebiliyorlar. Ülkece, beyefendilerin “pilot bölgesiyiz”, “figüranıyız”, “crash test dummie”siyiz.
Bu dergi için çalışan insanlar arasında en fazla 15 yaş fark var ve hiçbiri, aynı sınav sisteminden geçmiş, aynı sınav sistemiyle mezun olmuş, üniversiteye girmiş değil.
Kalitesiz binalarını, derme çatma yollarını, buram buram asfaltın yanında yolsuzluk kokan otobanlarını, seçim barajlarını hep üzerimizde deniyorlar… Olmadı, baştan yaparlar, bir daha denerler. Nasıl olsa söz konusu olan sizin, bizim hayatımızdır, beyefendilerin değil.
Beyefendilerin gözünde birer denek hayvanından farkımız yok. Hepsi bitti, şimdi yaptıkları ve milyonlarca dolara satacakları geminin filikalarının sağlam olup olmadığını da üzerimizde denemeye başladılar. Sağlamsa ne ala, değilse elveda…
İşçilerimiz, birer kum torbası muamelesi görerek filikaların sağlam olup olmadığının anlaşılması için kullanılabiliyor. 3 can daha gitmiş, 3 aile daha evladını kaybetmiş ne var bunda? Filikayı denediler ya, bu yeter onlara. Sağlam değilmiş işte düzenekleri, yenisini yaparlar, yine denerler, yine kum torbası yerine işçilerimizi kullanırlar. Yapmazlar bir daha mı diyorsunuz? Siz daha bu ülkeyi tanımıyorsunuz.
Tüpgaz kaçağını çakmağıyla kontrol eden tüpçü misali, ama kendi hayatlarını değil, bizim hayatlarımızı ortaya koyarak deniyorlar.
Yıllardır üzerimizde her şeyi denediler; terör örgütlerini, istikrarsızlaştırmanın türlü çeşidini, en akla hayale gelmedik para politikalarını, garabet eğitim sistemlerini…
Şimdi bir filikanın sağlam olup olmadığını denemişler, çok mu? Verecek 70 milyon canımız var, azar azar veriyoruz: Beyefendilere feda olsun!
Bu hafta ukusuzun kapağındaki bu yazı çok hoşuma gitti.
